İçimden Geldi

 Ben Kimim? 
 
 Fotolar 
 
 Siirler 
 
 Denemeler 
 
 Linkler 
 
GEÇMİŞ

Geçmişi özlüyorum. Bugünümden mutsuz olduğum ya da gelecekten korktuğum için değil. Sadece beni ben yapan değerleri geçmişe borçlu olduğum için.

Telli arabamı özlüyorum örneğin. Halk pazarından almıştı annem. Sarıydı rengi. Raptiyelerden far, koli bandından ise şerit yapmıştım ona. Süslemiştim. Bütün yazı bir telli araba ve bir plastik topla geçirirdik o zamanlar. Yüzlerce oyuncağı olup herbirinden beş dakikada sıkılan bugünün çocukları, benim aldığım tadın ne kadarını alabiliyorlar acaba o yapay dünyalarından. Ve hangi çocuk biliyor bir oyuncağın kıymetini bugün?

Biz sokaklarda oynardık. Yüzümüz gözümüz toz toprak içinde dönerdik eve. Oyunlarımızı internet üzerinde sanal dünyada değil, toprak üzerinde gerçek dünyada oynardık. Chat yapmazdık arkadaşlarla, gerçek muhabbetler yapardık. Yüzyüze.

Geçmişi, “Eski” diye seviyorum belki de. “Yeni” korkusu vardır bende geçmişten kalma. Çünkü “yeni” problem demektir. “Yeni” olana hassasiyet göstermek gerekir çünkü. Gözü gibi bakmak gerekir. Ne zaman yeni bir eşyam olsa, ki bu çok sık olmazdı, üzerine titrerdim eskiden. Çok fazla kullanılmazdı yeni eşyalar.. Eskimesinler diye. Ne zaman yeninin üzerinden zaman geçer ve yeni eskirdi, işte o zaman kaynaşırdık onunla. Şimdilerde bile yeni birşey almaya gitmez elim. “Yeni” eskiyene kadar derttir çünkü.

Ben üzerinden zaman geçmişi severim. Daha değerlidir o. Antikalar, şaraplar bile zamanla kazanmazlar mı değerlerini. Geçmiş değer katar, geçmiş tat katar. Aslında ben geçmişi değil, onun kattığı değerleri seviyorum galiba...



09.02.2006